Pazartesi, Haziran 15, 2015

Şahane günler.

Birazdan yemeğe oturacağım. O kadar yorgunum ki yemek yiyecek halim kalmadı. Ve nasıl yazasım var nasıl...

Ay ne şahane gündü be.

Aslında bir kaç gündür çok şahane.

Yoo öyle ahım şahım şeyler bekleme. Küçük güzellikler.

Bir kere dün gece iki kere haksız şekilde yenilmiştim. Oyunum bariz şekilde üstünken bir kere taşı yanlışlıkla istemediğim bir yere bıraktım ve oyunun içine mıçıldı. Bir kere de üç tane filan majör taş üstünlüğüm varken zamanım bitti. Bunun üstüne gece birde canım bir oyun daha oynamak ve kazanmak istiyor diye gidip yatacağıma -hiç yatasım yoktu- oynadım ve hak ettiğim gibi kazandım. Oh. Saat sabahın ikisiydi fakat başım göğe erdi mi? Hem de ötesine.

Sonra dur bakayım, dün başka ne olmuştu? Ah. Mutlu Keçi'nin tavsiye ettiği diziyi izledim. Mozart in the Jungle. İlk bölümünü izledim. Kaliteli bir dizi, gerçekten film tadında. Yalnız ilk bölümde olan biten bir olay yok bence. Ama müzikler çok şahane. Bir kaç bölüm daha izlemek istiyorum.

Ah. Tamam.  Bir de dün cevizi yarı fiyatına buldum. Ceviz sarfiyatım arttı da. Kesin karar verdim. Her gün ya ceviz ya keten tohumundan omega 3 leri almam şart. Çok fark ediyor. Atom karınca moduna geçiyorum otomatik olarak. Hayat standardım yüzde yüz yükseliyor. Belki balık yemenin başka yollarını bulursam.

Bugüne gelirsek, dünden beri içimi kemiren bankayla ilgili bir sorun köküne kadar halloldu. Nasıl rahatladım anlatamam. Hem de çok kolay oldu. Bu yeni bankacı kız çok süper ya.

Bankadan çıktım, yürüye yürüye Beşiktaş'a gittim. Amacım iade tarihi geçmiş kitabımı iade edip yerine yeni kitap almaktı. Fakat artık öyle bedavadan kitap hamallığına bir son vermeye karar verdim. Bundan sonra yeni bir listem olacak: merak ettiğim yazarlar listesi. Filmlerle yaptığım gibi yapmaya karar verdim. O an en çok merak ettiğim neyse onu okuyacağım. O kadar uzun süre mecburiyetten okudum ki. Benim için inanılmaz güzel bir şey. Sanki yepisyeni bir duyu organına kavuşmak gibi.

Bunun için Beşiktaş'taki Alkım'a girdim kütüphaneye gitmeden. Çünkü kütüphanede olmayan kitaplar olabiliyor okumak istediklerimin arasından. Uzun süre bakındım. Ve çok ince eledim. Kriter şu: yarın ölecek olsam bugün ne okurdum? Listeyi oturtana kadar, Marquez ve Pessoa'da karar kıldım. Aslında Keret de okumak istiyordum ama kriteri düşününce o geri sıralara itildi. Sonra Sun-Tzu'yu, Machiavelli'nin Hükümdar'ını ve Lafargue'ın Tembellik Hakkı yan yana duruyordu. Telefondan arattım Bahçeşehir Kütüphanesinin veri bankasını. Hali hazırda yoklardı raflarında. Sun-Tzu zaten bende bulunsun istiyordum. Gerçi galiba ekitap olarak var ama ben sayfalı kitap istiyordum. Neyse işte, o üçünü beraber aldım.

Kasada ödememi yaparken bir sürpriz bütün güne keyif damgasını vurdu. Alışveriş yirmi tl üstünde olduğu için Alkım yukarıdaki kafede bir kahve ikram ediyordu. Kahve mi? Denize karşı mı? Hem de kitaplarımla mı? Hiiii şahane fikir...Ama ya o sırada kütüphane kapanırsa? Sonra gelebilir miyim? Tabii ki dediler, sonra da gelebilirsiniz. Koştum kütüphaneye, kitabımı iade ettim. Çıktım yukarı Marquez'i son anda pas geçip Eduardo Galeano (Zamanın Ağızları) ve Pessoa (Huzursuzluğun Kitabı) aldım. Salına salına Alkım'a geri döndüm. Yukarı çıktım. Bir püfür hava, bir boğaz manzarası, en çok merak ettiğim kitaplarım yanımda ve yapacak başka hiç işim yok, derdim tasam da yok. Geldi mi üstüne bedava kahvem? Keyiften karpuz gibi çatlayacaktım.


Zaten şu an en çok yokluğunu çektiğim şey manzara ve balkonumsu bir yer. İlaç gibi geldi. Balkonu manzaralı bir evim olsa keşke. O zaman da evden çıkmam sanki.

İşte sonra dolmuşa bindim, eve geldim. Yoldan da pamuklu ip aldım yatak örtüsü yapmak istiyorum, bakalım kaç ay sürecek.

Biraz evvel yemeğimi de yedim.

Şimdi gelelim tariflerime. Çok kral tariflerim var bu sefer. Tam mevsimlik. Son günleri güzelleştiren şeylerden biri de bunlar. Önce dondurmamsıdan başlayalım. İnanılmaz pratik, sağlıklı ve ekonomik. Ve lezzetli! Ve ferah! Bunu tat, bir daha dışarıda meyveli dondurma filan yemezsin. Ya ben enayi gibi bunun tarifini burada vereceğime yapıp satsam mı ki? Hmmf. Haydin bakalım. Bugün iyi günüm. Verdim tarifi gitti.

Dondurmamsı: 


Malzemeler: derin dondurucu, rondo. Mevye, yoğurt, toz şeker.

İlk denememde kullandığım meyveler: kayısı ve muz. İkinci denememde: kayısı, nektarin, yeşil elma (çeyrek) ve muz.

Burada emin olmamakla beraber püf noktasının muz olduğunu düşünmekteyim kıvam açısından. Ölçülere gelmeden: meyveler akşamdan çekirdeklerinden arındırılıp ikiye kesilir ve bir poşete konup derin donduruya kaldırılır.

Ertesi gün:

ilk sefer: yaklaşık dört- beş kayısı yarısı, yarım muz, iki y. kaşığı yoğurt, bir yemek kaşığı şeker.

ikinci sefer: bir iki kayısı yarısı, iki nektarin yarısı, çeyrek elma, yarım muz, birinciyle aynı miktarda yoğurt ve şeker.

Ben ekstradan keten tohumu tozu da ekledim. Ama hiç şart değil. Bu yukarıdaki ölçüler iki kişi için.

Yapımı:

Bütün malzemeler rondoya atılır ve kıvam alana kadar çalıştırılır ( yaklaşık bir dakika benim rondoda).

Sonra kaseye aktarıp hiç bekletmeden afiyetle yiyorsun.

Dondurmaya göre bence en önemli avantajı içinde hiç yağ, krema türü bir şey olmaması. Bir de yumurta yok.
---------

Muhtemelen çilekle de şahane olur. Şeker miktarını da kendine göre ayarla.

İkinci tarif aslında benim üsul pesto sosu ama ben kahvaltıda yiyorum. Kızarmış ekmeğin üstüne labne sürüyorum, bazen de sütaş ın süzme keçi peynirini, üstüne bu sostan, üstüne bir dilim salatalık yanında yeşil zeytin ve demli bir çay. Çok güzel gidiyor. Simite de yakışabilir.




Malzemeler: 25 iri taze fesleğen yaprağı, dört ceviz, iki küçük diş sarımsak, iki yemek kaşığı sızma zeytinyağı ve iki üç kibrit kutusu kadar eski kaşar.(kaşardan dolayı tuz eklemiyorum)

Yapımı: bütün malzemeler rondoya atılır ve çekilir.

Aslında pek sos gibi olmuyor, katı oluyor. Ama güzel oluyor.

İşte böyle. Bir sonraki yemek projem ceviz ve leblebiyi karamele bulamak. Niahahahaha çok hain projelerim var oğlum!






11 yorum :

  1. Ne güzel bir gün olmuş, ben de kitabı alıp Alkım'a oturmuş kadar oldum. Alkım kartım vardı bir ara, taksit falan yapıyordu:) Buraya gelirken kapatmıştım. Çok saatlerim geçti yani Alkımda. Dondurmamsıyı deneceğim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Yeraz. Alkım işi biliyor bence. Çok başarılı bir işletme bence.
      Dondurmamsıyı denedikten sonra sonucu buraya yaz olur mu, merak ederim.

      Sil
  2. Yine döktúrmúşsun küçük joe en kısa surede deneyeceğim. Diyorum ama bir súre buralarda olamayacağım.umarım çabuk iyileşir ve güzel tariflerini denerim. Güzel ve sağlıklı günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmiş olsun Sibel, umarım çok ciddi bir rahatsızlık değildir seninkisi. Sevgiler.

      Sil
  3. Fotoları gördüm de, yoğun anlamsızlıklar arasında felç geçirmişim gibi tepki veremedim, içimden gülümseyebildim. Hey benim yarı fiyatına bulduğu cevizle mutlu olan Güneş Işığım yaaa!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa neler oluyor oralarda ... Bir ya da iki önceki yazında hastalıklardan bahsetmişsin ve şükürlerinden biraz endişelendim :(((
      Yarı fiyatına bulduğum cevizle tabii mutlu olurum, sen de olursun, kilosuna 90 küsur Te Le veriyordum. Neredeyse 100 kağıt. Migros'taki paketin kilo fiyatı bu. Şimdi peynircide açığı 50 TL'ye buldum :))))))

      Sil
    2. Bu arada sana soracaktım da bir türlü fırsat mecra vs bulamadım. Sen bu dondurmamsıyı geçen sene bizzat önermiş olabilir misin?

      Sil
  4. Dizinin 10 bölümünü de izleyip bitirdim çok keyifli şans ver derim. :)
    Alkım'ın böyle güzellikler yaptığını bilmiyordum hatta bir terası olduğunu bile bilmiyordum. En kısa sürede deneyeceğim.
    Bu arada saba sabah yazını okumak içimi ısıttı. Şimdi kalkıp güzel bir film eşliğinde kahvaltımı yapacağım. Görüşmek üzere. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dün gece üst üste üç bölüm filan izledim. Fena değil. Dediğin gibi keyifli. O Rodrigo ne öyle ama ya. Her eve lazım.
      Alkım'ın terasını şiddetle tavsiye ederim. Kadıköy'dekini bilmiyorum da Beşiktaş!
      Sevgiler Mutlu Keçi.

      Sil
  5. Eski bir yazı ama çok keyifli, insan başka birinin keyiften çatladığını okuyunca keyifleniyor gerçekten:)) tarifler süper, pesto sosu yazdım, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  6. @ Eren: eski yazılarımın okunduğunu gördüğümde bir başka seviniyorum. Pesto sos gerçekten denemeye değer. Benden de sevgiler.

    YanıtlaSil