Cumartesi, Eylül 19, 2015

Bir masalı geç anlamak.

Tosbağa ve tavşanın hikayesini kim bilmez. Çocukken saçma bulduğum masallardan biriydi. Hiç sevmezdim. Çünkü kendimi tavşanla özdeşleştiriyordum ve kaybetmek hiç işime gelmiyordu. Tavşan da zaten, bana sorsalar o yarışı aptallığından kaybediyordu. Ben aptal değildim. O yarışı kazanırdım. Tam olarak o zamanki düşüncem, La Fontaine hikaye icabı tavşana kaybettiriyordu. Sırf hikayesi ilginç olsun diye. Ama nedense bütün yetişkinler, çok güzel bir masalmış, başka da yokmuş gibi bunu anlatıp duruyorlardı. Sonra sonra, ben büyüdükçe biraz aklıma yatmaya meyil edecek gibi oldu. Ama gene de hiçbir zaman içime tastamam sinmedi. Normal şartlarda o tavşan kazanır. Kazanması gerekir. Tosbağa bir tavşanla rekabet edemez. O sırada şansına kazanmış. Tavşan aptal çıktı diye. Hiç kimse yüz metre yarışın orta yerinde yan gelip yatmaz. Kendine güven de eşittir tembellik olması gerekmez. Neden hem kendine güvenip hem de yarışı bitirdikten sonra gidip tembellik etmiyor ki?

Ama aynısını kendim yaptım. İnan ki yaptım. Tıp'ta. Çok akıllıyım ya. Ben nasılsa bu sınavı kazanırım dedim ve eğri büğrü de çalışsam geçeceğimi sanıp ilk sene hakkını veremedim gerekli çalışmanın. Ve çaktım. Bir arkadaşım vardı, "bu sınav kimseye gümüş tepside sunulmayacak, en süper zeka olana bile" dedi bir gün, ki kendisi de lisede sınıf birincisi filandı, ama zaten hemen hemen herkes sınıf birincisiydi o sınavda. Oradan uyanmalıydım. Ama yok. Çok akıllıyım ben, zekamla hallederim. O gün dank etti. O kız o tepsi lafını söyledikten sonra. Ama ikinci senenin sonuydu. Yani ikinci hakkımın sonu. O kız geçti ikinci hakkında. Ben kaldım.

Sonra başkasında da gördüm bu tavşan aklını. Çok yetenekli bir arkadaşım vardı. Kendinden bin kat daha yeteneksiz birisinin işini eleştiriyordu. Ne var ki, yeteneksiz olan çalışıp çabalıyordu, ve kötü de olsa ortaya bir üretim çıkartıyordu. Halbuki kendisi her gün gereksiz bir işle meşguldü ve zamanını değerlendiremiyordu. Tavşan ve tosbağa işte. Söyledim ona. Dedim ki, eğer her şey bugünkü gibi devam ederse, on beş ya da yirmi sene sonra o senden daha ilerde olacak.

Bir kaç senedir, aslında, ben bu masalın bilgeliğini yaşayarak özümsüyormuşum. Bugün bunu düşünüyordum. Okuduğum onca kişisel gelişim makalesi hep bu hikayeye dayanıyormuş.

Yarışı unut. Bir hedef var ortada. O hedefin karşısında iki farklı tutum. Birisi, her gün düzenli küçük adımlarla ilerliyor hedefine. Hiç durmuyor. Adımları ufacık ama yine de ilerliyor. Diğeri, başta depar atıp sonra yan çiziyor. Yani çabası istikrarsız. Zaten çaba harcıyor da denemez. Nasılsa ona herşey kolay. Ufak fakat istikrarlı adımlar atan ise, yarışta dezavantajlı bile olsa (yeteneksiz diyelim şuna), yine de hedefine varıyor. Yani yeteneği kafana takma, ya da başka şartların da olumsuz olabilir, hergün az bir çaba harcamayı göze al, istediğin her yere gidebilirsin demek bu.

Mütevazı adımlar. Küçümsemişim. Önemsememişim. Ben, fiyakalı büyük deparların insanı... İlerliyor musun? Duruyor musun? Buna bakacaksın asıl. Yanında depar atanı görüp cesaretin kırılmasın. Önemli olan emek ve istikrar. İşte onca kişisel gelişim makalesinin üç satırlık özeti.

Ne büyük ders. Ne büyük masalmış. Kişisel gelişim diye bir sektör olmadığı dönemde yazılmış hem de.

Yazı projesine öyle bir excel dosyası açtım. Her satırına atmam gereken bir minik adımı yazdım. Yan sütüna da tarih için yer bıraktım. Bakalım gidiyor muyum, kalıyor muyum diye. O tosbağa gibi hissediyorum kendimi şimdilerde. Her gün bir arpa boyu yol. Ama manzara değişiyor yanımda. Çok şaşırıyorum.


11 yorum :

  1. :)
    Bana da ders olsun.
    Aralik kaderimi degistirecek bir sinavi iceriyor. Basliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Aaaa hadi bakalım, kolay gelsin! Geciktirmeden başla bence de, en güzeli. Madem kader sınavı hem.

    Sana da o zaman haddim olmayarak Kitapsız Kedi'ye verdiğim öneriyi tekrarlayayım: akıllıca çalış(stratejik) ve olumlu sonucu sık sık gözünde canlandır. Misal her gün gözünün önüne sınavda hangi notu almak istiyorsan ve o sana hangi yolla bildirilecekse onu canlandır. Email, asılmış bir liste, mektup. Hangisiyse.

    YanıtlaSil
  3. Ooo yeni gordum bunu.
    Tamam!
    Yapiyorum aslinda. Benim de KK gibi derece hayalim var. Umarim olur. Butun hocalarim manen destekliyor, insallah!

    YanıtlaSil
  4. Gerçekten çok güzel ve akıcı yazıyorsunuz,yazılarını okudukça keşke ekrandan atlayıp sarılsam diyorum ^^ Bakış açınıza ve sanatsal ruhunuza hayran kaldım x

    YanıtlaSil
  5. Anıl hoşgeldin. Bu sabah gözümü açtım, telefondan ilk bu yorumunu okudum. Ne kadar mutlu oldum bilemezsin. Bütün günüm güzel geçecek şimdi. :) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Ben de cevap vermenize çok mutlu oldum ^^ Neyse bloğunuzda okuyacağım çok yazı var oyalamayın beni ahhahaha u_u

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Öğrendin mi peki, yoksa acaba tavşanlık ve tosbaaalık insanın karakteri mi, değişmez mi?

    YanıtlaSil
  9. İnsanın genel bir meyili oluyor, doğru. Benimki hep tavşanlığa meyil edecek. Ama biraz iradeyle, çokça iknayla tosbağa olmaya gayret ediyorum. Oluyor gibi şimdilik. Herşey alışkanlık bence.

    YanıtlaSil
  10. bu yazıyı yeni okudum.
    nasıl atladım hayret.

    zamanında geldi işte yine bir Joe yazısı daha. içtim kelimeleri.

    YanıtlaSil
  11. İki balık bir kedi'nin blogunu kurcalarken tesadüfen bu yazıma link verdiğini görüp, hatırladım ben de. Sevdiğim yazılarımdan biridir. Oradan görünce bari şu kenara koyayım dedim. İyi yapmışım. :)

    YanıtlaSil