Pazartesi, Şubat 15, 2016

İvme

Vay blog, bugün kendimle gurur duyuyorum. Yapılacak bir yığın işim vardı, fakat tembellik diz boyu.    Böyle bir saçma hallerdeydim. Fakat daha önce başıma geldiğinden ve bu konu ile ilgili yazmış olduğumdan aklımda kalmış ne yapmam gerektiği. Önemli olan ivme. Listedeki en zahmetsiz, en kolay, en küçük işten başla. Mesela ojeleri çıkarmak olabilir. Harekete geçince bir kere devamı çok da zorlanmadan geliyor.

Öyle yaptım. Sonra aradan bulaşıkları çıkartayım dedim. Bulaşık makinesini boşalttım. Boşalttım madem kirlileri de koyayım dedim. Kirlileri yerleştirdim. Şu ocağın üzerindeki tavalar kirli kirli kalmasın dedim, onları elde yıkadım. Tezgahları sildim. Ocak gözüme battı. Ocağı temizledim (bir aydır filan yapılacak iş listemde). Mutfak tastamam oldu. Beyaz koltuğun üstünde bir haftadır duran bir ambalaj kutusu vardı ortalığı çok dağınık gösteriyordu. Onu da kaldırdım. O arada bankadan telefon geldi. İptal ettirdiğim bir kredi kartının son onay işlemi vardı. O da çıktı bitti aradan.

En son perdeler. Onları beğenmiyordum. Yani beğenmemek değil de bıkmak. Güneşlik alsam onların yerine diye düşündüm. Ama eski perdeler ne olacak. Bir de bu ay (sene?) bütçemi göçerten bir alışveriş yaptım zaten şimdi bir de güneşlik mi alacağım? Ne yapsam acaba. Katlansam mı perdelerin bu haline derken geçen gün, ampul parladı kafamın üstünde. Perdeleri ters çevirip tüllerin arkasından takıp güneşlik gibi kullanmak. Dahi miyim neyim?

Az önce hepsini çıkartıp tüllerin rayına perdeleri, desenli tarafı sokağa bakacak şekilde taktım. Tülleri de makineye attım yıkanıyorlar. Birazdan asacağım temiz temiz. Tül yıkama da çıktı mı aradan?

Hiç bugünden böyle bir performans beklemezdim.

Şimdi dışarı çıkıp, çorbalık sebze alacağım. Bir kaç şişe de bira (dolapta bulunsun). Bu gece mısır patlatıp, film izlemeyi düşünüyorum.

Ve gelsin sebze çorbası tarifim. Öyle çok özel bir çorba değil. Sadece kendime hatırlatma amacıyla. Yapması çok basit ve pişerken çok keyif aldım. Oldukça doyurucu. Asıl tadı sonradan eklenen peynir limon ve nane veriyor.

Bana huzur veren bir görüntü.

Sebze çorbası:

Malzemeler:
1 orta boy patates
2 orta boy havuç
4 dal brokoli
3 diş sarmısak.
3 su bardağı su.
Limon
Kuru nane
Toz zencefil.(isteğe bağlı)
Tuz.
Dil peyniri gibi eriyip uzayabilen bir peynir ( bende çesil vardı onu kullandım).

Yapılışı:
Sebzeleri ayıklayıp yıka ve dilim dilim doğra (brokolileri bütün bıraktım). Su o sırada kaynasın. İçine bol tuz at. Sebzeleri içine at. Sarmısakları ekle. Sebzeler yumuşayana kadar kaynasın. Sebzeler yumuşadıktan sonra dikkatlice blender'a aktar ve döndür.

Üzerine toz nane (2 çorba kaşığı), toz zencefil (isteğe bağlı) serp. Servis yaparken peynirleri ekle.

Afiyet olsun.



8 yorum :

  1. Tesadüf. Ayni çorbayı bugün yaptım. Peynirsiz.

    Sebzeleri temizleme işi olmasa günde 72 öğün yerim. Valla. Ev işleri ne kadar alıyor zamandan. O temizlik ferahlık da kafa açıyor. Şart oğlu şart yani.

    Tembellik zamanları "düşünme-yap" komutu da iyi geliyor. Yani yapmalı mı yapmamalı mı diye asla kafa yormadan, sadece yapmak. 1 saat sadece bu görevleri yapıcam ve biticek demek. Bazen düşünüyorum hayatım boyunca hic zorunlu görev yapmamış olsam. Benim yerime başkası yapsa. Ben sadece sevdiğim seylere vakit ayirsam. Bölmese bişey. Neyse bunları derken bu düşünme - yap komutum geliyor, biraz kurtarıyor. Sadece bir saatcik, cok mu zor? diyor.

    YanıtlaSil
  2. Çorbayı beğendim.Tam bana göre çok sağlıklı hemen yapacağım.Hastalık dönemimde ki hala tedavim devam ediyor. Ama kemoterapiler bitti. Koruyucu alıyorum seni bilgilendirmek adına :))) ev gözüme o kadar kötü gözüktü ki bırakıp kaçasım geldi. Halada oyle bir his var. Halbuki ne kadar çok severdim evimi.Artık başka bir eve geçmek istiyorum. Durum müsait olur olmaz umarım. Benim de bütçem düzelince. Sevgiyle kal

    YanıtlaSil
  3. @ Dukuju, ayynen dediğin gibi hem vakit alıyor, hem de yaptıktan sonra iyi geliyor: şart oğlu şart dediğin gibi :)))))
    Aynı yöntemleri kullanıyormuşuz. Bazen ay şimdi şunu mu yapsam, yapsam mı ki filan diye uzayıp gidince hooooop "çok düşünme-eyleme geç" derim kendime. Bir saat bazen gözüme çok gelir, sadece on dakika derim. O da çok kurtarmıştır beni.

    YanıtlaSil
  4. @Sibel: afiyet şeker şifa olsun :) Anladığım kadarıyla tedavi devam ama önemli bir aşaması sonlanmış. Haydin bakalım. Tedavinin de biteceği günler gelsin, önümüze serilsin. Rahat kafayla parklara at kendini, sokaklara at.
    Daha da güzel bir eve geçersin, o endişeli günler, sıkıntılar arkanda kalır. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. Temizlik olayına el attım mı ben de duramıyorum ama temizlik olayına da nedense yapılacak başka işlerim diz boyuyken onlardan kaçmak için giriyorum malesef :(.

    Tarife de bir hevesle baktım belki yurt odamda yaparım diye ama blendırım olmadığı gerçeğiyle yüzleştim. Belki bir gün olursa blendırım ilk iş bu çorbadan yapıcam nitekim brokoli güzel bir sebzemiz.

    YanıtlaSil
  6. Geberik hoş geldin bloguma! Yorumunu dün gece gördüm ama telefondan yanıtlayamadım, açılmadı nedense.

    Demek yurt odasından yazıyorsun. Bu çorbayı hazırlarken diyordum ki, keşke öğrenciyken bilseydim bunu, sırf bunu yapsam beni kurtarırdı kaç sefer. Ve evet bende de blendır yoktu o vakit.
    Belki olan birinden istesen?
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. Hoş bulduk! Blogunuza bayıldım bu arada sırayla okuyorum yazıları, çabuk da tüketmek istemiyorum bu yüzden azar azar okuycam sanırım her gün. :) Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  8. Ay çok teşekkür ederim, başa dönüp okuyanlar beni ayrı sevindiriyor! :)
    Kolay kolay biteceğini sanmıyorum. Bu post 400 üncü. :)))

    YanıtlaSil