Pazartesi, Nisan 25, 2016

Mutlu.

Vay blog çok mutluyum. Çok: çünkü mutlu olmak için birden fazla sebebim var. Bir sürü gelişme oldu peşpeşe. Üstelik tertemiz yıkandım, kıyafetlerim ve ben sabun ve parfüm kokuyoruz ferah ferah. Birazdan dışarı çıkıp peynirli mantarlı omlet malzemesi alacağım kendime. Akşam yemeğim olacak.

Gelişmelere geliyorum. En sevdiğim çocukluk arkadaşlarımla tatil yapacağım bu yaz. On-on iki gün. Birden bire gelişti. Hayatımın en güzel tatili olacak gibime geliyor. Benim için çok değerli iki insanla. Onların da bana değer verdiğini bildiğim, hissettiğim. Şahane de bir ev bulmuşlar, deniz kıyısında. Sessiz sakin. Ev kısmı henüz kesinleşmedi ama sayılır. Uçak biletleri alındı bile. Sadece dönüş kaldı.

Sonra bu kadar değil. Çeviriden haber geldi bugün. Sözleşme imzalaması kaldı. Prensipte anlaştık. Kısacık, kolaycık bir kitap. Hem de zevkli. Devamı gelmesi ihtimali de var güzel satılırsa. Bu hafta başlarım.

Mutlu gelişmeler bu kadar sanıyorsan, yanılıyorsun. Dahası var. Ben bu ay PMS yaşamadım. Hem de hemen hemen hiç. Sanırım yarısı yediklerimden. Ama diğer yarısı da duygularımla kurabildiğim yeni ilişkimden. İnside out'u izlediğimden beri olumlu ve olumsuz duygularımın daha farkındayım. Çocuk animasyonu diye izlediğim filmin yaptığına bak.

Geçen akşam mesela, geçmiş bir olay için yoğun bir öfke duyarken yakaladım kendimi. Hemen duruma el koydum. Aldım karşıma öfkeyi. Gözlerinin içine baktım adeta. Ne işsin oğlum sen? dedim. Kim aldı seni içeri? Nerden girdin? Hangi kapıdan? Geçmiş bitmiş olay. Ne işin var senin burda şu saat? dedim. Konuş, dinliyorum. Beklemiyordu. Gafil avlandı. Hemen söküldü zaten. Ya gene başına gelirse? dedi cılız bir sesle. Haaaa...Şimmmdi anladım ben senin derdini. İhtimaller kapısından girmiş. O kapıyı yaptırmam lazım. Yol geçen hanı gibi, gelen geçen oradan girebiliyor. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa diye günümü yiyor. Çok sakat. Daha önce de başıma geldi. Yani öfke öylece içimde cirit atamadan şutlandı senin anlayacağın. Nasıl bir konfor, sana anlatamam. Bir kere daha anladım. Dünyanın en güçlü insanı kendine hükmedebilenmiş. Demokratik yoldan ama. Despotlaşmadan. Kendine, hislerine söz hakkı ve ifade özgürlüğü verip, onları dinleyerek, sana söylemeye çalıştıklarını anlamaya çalışarak. Yasaklarla değil ama yasalarla, ilkelerle. Az şey mi şimdi bu? Ha? Söyle.

Ay. Ölecem galiba keyiften. Maşallah de. Mantarlı omlet acaip birşey oldu. Çiriş otu buldum manavımda. Çiriş otu nedir dersen, şu sıralar tam mevsimi. Semt pazarlarında bulunuyormuş. Yabani bir ot. Dağlarda karlar eridikten sonra toplanıyormuş. Hiç hormonu koruyucusu filan yok. Bin derde de deva diyorlar. Denk gelirsen kaçırma sakın. Ömrü az zaten. Omlete bundan bol bol doğrayıp, mantar, peynir ve çok az pul biberle pişirdim.



Yumurtaları atmadan önce çektim. Mantarların altı silme çiriş. Az çıkmış. Çiriş bulamadım, canımı çektirdin, ne olacak şimdi dersen, gene sana alternatif olarak en yakın pırasa derim. Taze soğan da olabilir bak biraz maydanozla. Yumurtalardan önce yukarda görüldüğü gibi temizleyip, doğrayıp tavada biraz kavuruyorsun az yağla. Hafif bir öğün. Pratik. Besleyici. Lezzetli.

Tütsü yaktım. Aylardır yakmıyordum. Gece cazını açtım spotify'dan: Late Night Jazz. Gayfe kupamı de aldım yanıma.

Bir de Facebook'ta Çin asıllı bir arkadaşım var benim. Kaliforniya'da yaşıyor kendisi. Çok uzun yıllar önce, uzak diyarlarda yollarımız kesişmişti. Son görüşmemizin üstünden yirmi beş sene geçtikten sonra bir gün facebook'tan, artık, facebook deyimiyle ebemi bile bulduktan sonra, ortaya çıktı. Neyse bu adam, duvarına Tai Chi ile ilgili bir video koymuş. Yoga'nın üstüne gül koklamam dedim önce. Sonra merak ettim. Ucundan izlemeye başladım. Aslında video Çin tıbbıyla ilgili. Tai Chi bir kısmı sadece videonun. Chi Çincede hayat enerjisi demekmiş ve Tai Chi de bu enerjiyi yükseltiyormuş uzun vadede. Çin'de, sanırım Mao'nun da etkisiyle, her sabah gün doğumunda iki yüz milyon Çinli parklarda, su kenarlarında, topluca bu hareketleri yapıyorlar sağlıklı yaşamak adına. Başka videolara da baktım eğitici. Bir tanesi kafama yattı. Biraz izledim. Isınmayı ve ilk hareketi yaptım sonra bıraktım. Dört saatlik video. Gevşedim. Uykum geldi. Vurdum kafayı yattım. İhtiyacım var demek ki dedim. Daha tam sarmadı ama bir kaç kere daha deneyeceğim. Yavaşlık ve gevşeme prensibini sevdim. Toplam yirmi dört hareketlik bir seri var benim anladığım. Çin tıbbının prensibi şuymuş: merkezi bulma. Hastaysan, merkezin kaymış. Bir de...ben geçen sefer ne diyordum. Kimse tam ak değil, ne de tam kara. En berbat adamda bile bir doğru var diyordum. Tüm bu videolarda karşıma tam bunu anlatan bir sembol çıktı. Yin ve Yang döngüsü. Tüm evrenin bu iki gücün birbirine dönüşmesinden oluştuğuna inanıyorlar. Bak bir: karada bir nokta ak, akta bir nokta kara. Saf iyiliği bünyemden atmaya çalışıyorum. Böyle daha iyi. Bir nokta karam olsun. Korusun beni.




İşte böyle blog. Bahar diye ben buna derim. Haydi kal sağlıcakla. Merkezin hiç kaymasın. Dengen hiç şaşmasın.


20 yorum :

  1. Birilerine iyi şeyler olunca mutlu oluyorum. Manavda çiriş otu bulmana da sevinirdim ama combo sevinçler var bu yazıda, çoğoş! :)

    YanıtlaSil
  2. :=))) Combo sevinç güzel laf tuttum. De mi sırf çiriş otuna bile sevinebilir insan.Darısı başına diyorum. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Bol maşalllah, bol günaydın Küçük Joe:)

    YanıtlaSil
  4. Küçük Joe mutluluğun daim olsun.Yine yemek, yine yemek yaktın beni :)) bayılırım çiriş'e.

    Hep mutlu kal.....

    YanıtlaSil
  5. Süper bir yazı olmuş elinize sağlık, öfkeyi karşınıza alıp konuşmanız harika, ben de denemeliyim bunu, zaman zaman yapıyorum aslında ama..:)

    YanıtlaSil
  6. Uykusuzluktan marula dönmüş suratım, elimde kahvem seni okurken içimde pıt pıt mini mini papatyalar cortladı. Birden bi sevinç. Ay hangisine sevinsem bilemedim. Çeviriye ayrı, tatile ayrı, omlete ayrı. Ying Yang'da heyecanım üst seviyeye çıktı artık okurken. Bir de aksiyon yazsan ne hale gelicem.

    YanıtlaSil
  7. Seni okurken yaşam sevincim çoğalıyor :)

    YanıtlaSil
  8. tersyüzü çocuklarla izlemiş ve ben de çok beğenmiştim. nasıl bir hayal gücü ve ne yerinde tespitlerdi :)

    YanıtlaSil
  9. @ Özlem: Özleeeeeeem sağol :)))))

    YanıtlaSil
  10. @ Sibel: Sibelcim biliyorsun bu tariflerin buraya yazılmasının ilk sebebi sensin. Sen çok seviyorsun diye yazasım yoksa bile yazıyorum. Bu gece de başka bir çirişli tarif uydurdum onu da koyacağım bir sonraki postta. Az sonra.... :)))))))))

    YanıtlaSil
  11. @ Eren: çok teşekkür ederim, evet konuşmak süper faydalı olabiliyor olumsuz duyguları, ve dinlemek de size söylemek istedikleri bir şey olduğuna inanmak, aslında tek amaçları sizi korumak ama işte ipin ucunu kaçırmasınlar :)

    YanıtlaSil
  12. @ Dukuju: oy benim omletime sevinen Dukujum :) <3 <3 <3 Aksiyon diyosun da artık şu bloga güzel bir aşk hikayesi yazmalı. Yakışmaz mı? Bak o zaman nasıl coşuyorum. Ama işte o da hadi diyince olan bir şey değil. Ne yapalım. Bekleyeceğiz. Örsün bakalım kader ağlarını. :)))))

    YanıtlaSil
  13. @Kitapsız Kedi: Kediiiiiiim, nasıl mutlu oluyorum böyle şeyler duyunca biliyorsun!!!!! Özlemiştim senin yorumlarını.

    YanıtlaSil
  14. @ Anne Kaleminden: bence de süper tespitlerdi. Sonunu bağlama biçimlerine de ayrı bayıldım. Biraz korkmuştum açıkçası yanlış bir mesaj verilecek diye. :))

    YanıtlaSil
  15. Bahar tüm güzellikleriyle birlikte gelirken yeni başlangıçlar ve güzelliklerle size de gelmiş. Ne mutlu biraz sürtüneyim de benim de işlerim rast gitsin :)

    YanıtlaSil
  16. @ Çocuklu hayat: Hoşgeldiniz bloguma. Evet buraya gelen herkese bulaşsın ucundan, yazmamın amaçlarından biri de budur. :) Sevgiler.

    YanıtlaSil
  17. Mutlu olduğunuza mutlu oldum desem :)

    YanıtlaSil
  18. Çok teşekkür ederim :))))

    YanıtlaSil
  19. Mutlu olmak için ilk sebep Küçük Joe isimli bloğunun olması, sıkma canını.

    YanıtlaSil