Salı, Ağustos 08, 2017

BüyükUsta.

Çok çok çok heyecanlıyım blog. Son yazdığım post işlevini gördü. Şikayet ettim, bitti, şimdi şikayeti dönüştürme zamanı. Konu satranç. Darısı kilo, iş ve öykülere.

Birden dank etti. Problem çözerek çok şey öğrendim satranç konusunda, o eski acemiliğim, bebek gibi oyunlarım yok ama bilmem gereken çok şeyi de çalışmıyorum bunca zamandır: T-E-O-R-İ. Bucak bucak kaçtığımın adı bu. Çünkü emek istiyor. Çünkü zaman istiyor. Çünkü zahmetli. Çünkü çok ama çok sıkıcı. 1400 çok net bir sınır. Ve anladım. Teori bilenle bilmeyeni ayıran bir sınır. 1400'e kadar seni kimse ciddiye almaz. Sebebi var. Neyse uzatmayayım daha anlatacaklarım var çünkü.

Karar verdim ve ucundan başladım teori için kolları sıvamaya. Mesela tek piyon ve şahlı oyun sonunu çalıştım ki, annem annem...Tek bir hamle ile koca oyunu verebilirmişsin. Bir tane hamlecik. Yanlış oyna. Yandı gülüm keten helva. Tabii nasıl öğreneceğimi çözmek de bir kalem işti. Çünkü düzgün anlatmıyor sana. Sadece başta temel ilkeyi söylüyor, sonra seni suya atıyor, hadi oyna. Yanlış hamle yaptın mı, "çok yanlış hamle, doğrusu bu" diyor ama hiçbir açıklama yok. Neden yanlış? Doğru dediği hamle ile ne farkı var. Kendin anlayacaksın. Neyse ki geri alıp istediğin kadar baştan oynayabiliyorsun. Denersen, sonuna kadar gidersen anlıyorsun ama. Haaa bu pozisyona düşüyormuşsun ondan yanlışmış. Zevkli geldi böylesi bir de. Sandığım kadar sıkıcı değil. Bu bir.

Sonra google'ladım (ingilizce): 1400'den 1600'e nasıl çıkılır. Evet kafamda 1350'ye varmak istediğimi ve bunun çok küçük bir hedef olduğuna karar verdim öncesinde. Neyse bir tane forumda bir adam uzun uzun çok güzel yöntemler sunmuş. Soruyu ve adamın cevabını kopyalayıp bir word dosyasına attım bilgisayarıma. Yemekten sonra, tok karnıma ve vaktim varken inceledim ki, annem annem..."Kaybettiğin oyunlarını analiz ettir, 2 puan geriye ne zaman düşüyorsun sapta: açılış mı, oyun ortası mı yoksa oyun sonu mu, ona göre zayıf yönünü çalış" diyor. İşte asıl heyecan bu. Çünkü  bu analiz ve teknoloji işine hiç kafam basmıyordu bugüne kadar. Ve Susan Polgar filan, son dünya şampiyonluğunda, bu araçlardan kaçmanın günümüz şartlarında çok büyük yanlış olduğunun altını çizmişti. Bilgisayara bir sürü program yükleyip çalıştıramamıştım şimdiye değin. Adam onların araçlarını hep vermiş. Mesela Lichess.org diye bir site var. Orada bir analiz aracı var, oyunun PGN sini atıyorsun sana hamle hamle analiz edip nerede geriye düştüğünü söylüyor. E ben hep aynı sitede maç yaptım zaten bunca sene. Sadece şu var, oyunların PGN lerini sadece paralı üyelere veriyor. Kaç para? Senede 60 TL. Ne diyosunnn. Hemen paralı üye oldum ve bugüne kadar oynadığım tüm maçlarımın arşivine ulaştım. Düşünsene, özel hoca tutsan, sana tek tek söylemez şu oyunda şurada yanlış oynamışsın diye. Biraz uğraştım, sonra başardım oyunlardan birini analiz ettirmeye. Çok süper zevkli bir şey blog. Bilemezsin.

Ben diyorum ki şimdi, 3 aya 1600'ü görürüm bu gidişle. Ha? Ne dersin? Teoriye de çalışacağım bir yandan. Böyle birkaç koldan yürüyeyim diyorum. Sonuç almamam imkânsız. Hatta çok hızlı ilerleyecek gibime geliyor. Böyle yok iki puan düştüm, yok üç puan alamadımla olmayacakmış. Bakayım şimdi üç ay sonrası ne zaman? 8 Kasım. Haydin.

Ya şu Carlsen bebesi var ya, 13 yaşında büyükusta olup evinde Kasparov'la oynamış, videosunu izledim. Ama tipini görsen, mıncırmalık çocuk. Öyle ergen filan değil. Diyor ki, dünya şampiyonu olmak istiyorum ve bu 2020'den önce olmalı diyor. Çocuğa bak sen. Yaptı da. 13 yaşındaki çocuğun vizyonuna bak ama bir. Sene 2003 ve adam 2020'yi planlıyor.

Evet evet evet. Kendime sık sık söylediğimi bir de buradan söyleyeceğim, bir kere daha, çünkü bunu yapmaya çok meyilliyim: kendini kimseyle kıyaslama, kendinden başka. Yarış dediğin adil olacaksa, aynı çizgide başlar. Oysa kimse aynı çizgide başlamıyor hayata.

1600 benim için güzel bir seviye. Daha da yukarıları görmek ister elbet gönül. Mesela bir gün abimi yenmeyi isterim doğrusu. Daha da sonra BüyükUsta olmayı. Susan Polgar'a, Carlsen'e, Kasparov'la karşılaşmayı. Şu an ay dünyadan ne kadar uzaksa, ben de BüyükUstalıktan o denli uzağım. Ama hayal kurması bile öyle hoş ki. Böyle, ılık ılık. Ve bir de öykünün ve iş dünyasının BüyükUstası olduğunu düşünsene... İyi olmak dişimin kovuğuna gitmiyor blog. Ben mükemmel olmak istiyorum. Huyum kurusun.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder